25 Şubat 2017 Cumartesi

     Durağa geldik. Kitabımın en merakın doruğa yükseldiği sayfalarını kapatıp çantama koymak zorunda kaldım. Otobüsten indim. İndiğimde kitaptaki karakterle karşılaşmayı umdum. Üçüncü duraktaki sıranın en önündeki adam kitaptaki katil olabilir miydi?

     İnsanlar iki yanımdan akıp gidiyordu. Cepheye koşan askeri bölüğün oluşturduğu akıntıya kürek çekiyor gibiydim. Bilmem kaçıncı kez okula gidiyordum. Kendime o an üniversiteye gittiğimi hatırlattım. Bunu kendime sık sık hatırlatırım. Unuttuğum için değil farkına varamadığım için. Her zaman üniversiteye gitmenin mutlulukla artı yönde bir ilişkisinin olduğunu düşünürdüm. Gittiğiniz kurumlar değişse de evinizin içi aynıysa değişiklikleri yaşayamıyorsunuz.

     Bir anda konuyu değiştirdim ve karmaşık insanlar basit insanlarla mı evlenmeli diye düşündüm. Bir cevabım yoktu. Konu insansa genelleme yapamazsınız. O sırada yanımdan bir zenci geçti. Acaba şans verilseydi beyaz tenli olmayı ister miydi? Kendini pudraya bulasın mıydı? Ben beyaz tenli olmayı severim. Aynaya bakınca içim açılır.

    Üç senedir üniversiteye gidiyorum. Yeterli gelmiyor. Artı yöndeki ilişkiye ilişik olamıyorum. Daha da karmaşıklaşıyor her şey. Öğrenmek açıklık getirmiyor. Hayal etmenin yapmaktan her zaman daha güzel olmasıyla ilgili bir mesele.